Haiti’de Doğum: Kariyerimdeki En Unutulmaz “İlk Gün”…

Kasırga sonrası Haiti’nin Port-à-Piment bölgesindeki Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) projesinde ebe olarak görev yapan Claire Reading’in kendi kaleminden sahadaki ilk günü…

“Başkentten helikopterle yola çıktıktan 50 dakika sonra okyanusun hemen yanındaki Port-a-Piment bölgesine indik. Matthew Kasırgası’nın silip süpürdüğü bu bölge Haiti’nin güneybatısında kalıyor.

Kasırga felaketinin üzerinden bir ay geçti ve Haitililer kasabalarını yeniden inşaa etmeye başlamış bile. Ama çatılar onlar için hala büyük sıkıntı. Neredeyse her yerde tavanı kapatmak için naylon kullanılmış; havadan baktığınızda kasırganın yarattığı yıkımı açıkça görebiliyorsunuz.

MSF, Matthew Kasırgası’ndan hemen dört gün sonra Port-a-Piment’teki faaliyetlerine başladı. Ben de bir ebe olarak burada anne – çocuk sağlığı merkezinde çalışacağım.

Fakat buradaki asıl tehdit kolera. Kasırga sonrası su kaynakları kirlendiğinden koleraya karşı acil bir tıbbi müdahale gerekiyor.

Sahadaki ilk günümde hastanede beni gülen yüzler karşıladı. Aralarına bir ebenin katılması onları mutlu etmişti. Neyse ki, bir ebenin yokluğunda bir aydır komplikasyonlu bir doğum vakasıyla karşılaşmamışlardı.

Saat 10.30’da proje hakkında bilgilendirme aldık. Bölgedeki güvenlik durumu nasıl, MSF burada ne yapmak istiyor, coğrafi ve kültürel anlamda karşılaşacağımız zorluklar nelerdir? Tüm bu detaylar hakkında bilgilendirildik.

Toplantıdan yaklaşık yarım saat sonra, hiç beklemediğim bir anda beni doğumhaneye çağırdılar. Bir kadın doğum yapmak üzereydi. Havadar, ferah, tavanında eski tip bir vantilatörü olan odayı görünce doğum sürecine dair içim biraz rahatladı. Milaud 29 yaşındaydı ve bu, onun üçüncü doğumuydu.

Zorlu bir doğum oldu ve uzun uğraşlarımız sonunda Benjamin dünyaya geldi. Sağlıklı çığlıklar atarak sanırım bize dünyaya gelmekten memnun olduğunu anlatmaya çalıştı.

Dolu dolu beş saat süren doğumun sonunda plasentayı aldıktan sonra ne kadar yorulduğumu fark ettim. Meğer Benjamin, MSF destekli anne – çocuk sağlığı ünitesi açıldığından bu yana dünyaya gelen dokuzuncu bebekmiş.

Tam dinlenmek için kenara çekilecekken doğumu takiben komplikasyonlar başladı. Annede ani bir kanama başladı. Rahim normal görünüyor, dikiş gerektiren bir yer göremiyordum. Plasentaysa tam gibi görünüyordu. Sakinleşip düşünmeye başladım: Bunun tek bir açıklaması olabilirdi; rahim ağzında yırtık…

Hemşiremiz Maud’dan hemen hastamıza serum bağlamasını ve kan akışını artırmasını rica ettim. Diğer hemşiremiz Louise’den de ışığı yükseltmesini ve steril gazlı bez getirmesini istedim. Milaud’un yaşamsal bulguları ve değerleri kısa süre sonra normale döndü ve durumu stabil hale geldi.

  Dr. Rijnierse'nin Kaleminden: Akdeniz'de Boğulmanın Eşiğinde

İdrar sondası taktıktan sonra kanamaya yol açan yeri buldum. Hala oluk oluk kan akıyordu. Parmaklarımla kanamanın kaynağına bastırıp steril gazlı bezle tampon yapmaya çalıştım. Daha fazla zaman kaybetmeden doktora haber verdik.

Bunun gibi bir obstetrik komplikasyonla daha önce iki kere karşılaşmıştım. Biri Londra’da, diğeri Kongo Demoktrafik Cumhuriyeti’ndeydi. Doğumu takiben iki kadına da kan nakli gerekmiş ve ikisi de yoğun bakıma alınmıştı. Benzer durumda olan bu kadınlar ameliyathane, genel anestezi ve bir acil obstetrik bakım uzmanı sayesinde hayata döndürülmüştü, fakat bunların hiçbiri burada yoktu.

Artık hava kararmaya başlamıştı ve derhal bir ambulansa ihtiyacımız vardı. Dr. Roland hemen duruma müdahale etti. Bu sırada diğer personeller yardım etmek için ellerinden geleni yapıyordu.

Rahim ağzına üç ayrı dikiş attık -ki ikimiz de ilk defa böyle bir şey yapıyorduk. Müdahaleye devam etmemize rağmen kanama, daha yavaş olmakla birlikte tekrar başladı; hastamız şimdiden çok kan kaybetmişti. O anda onu kadın doğum uzmanına götürmekten başka çaremiz olmadığını anladık, fakat doktor araçla bir saat uzaklıktaydı.

Milaud çok acıkmıştı ve ona yiyecek bir şeyler vermem için bana yalvarıyordu. Ancak ona genel anestezi yapacaklarına neredeyse emindim; bu yüzden ona yemek vermeyi reddettim. Onunla gidemezdik ama yolda hayatını kaybetme ihtimali de bizi çok korkutuyordu.

Milaud, Benjamin ve onun kız kardeşi artık Dr. Stevenson’ın çalıştığı Port Salut Hastanesi’ne doğru yola çıkmıştı.

Muhtemelen kariyerimdeki en unutulmaz “ilk iş günü”nden iki gün sonra, Milaud ve Benjamin  Port-a-Piment’teki anne çocuk ünitemize geri döndü. Milaud çok yorgun ve zayıf görünüyordu. Ancak hayatı kurtulmuştu. Tamamen iyileşene kadar bizimle kaldı.

Hastanedeki ilk günümde kritik bir doğum vakasıyla karşılaşmamız benim için unutulmayacak bir deneyim oldu. Ama daha da önemlisi, ben orada olmasaydım, belki de Milaud’u kaybedecektik. O gün bir kadının daha, anne ölüm oranlarına dair raporlarda basit bir istatistik olarak yer almasına izin veremezdim. Fakat kadın doğum uzmanları ve tıbbi ekipmanların olmadığı kırsal bölgelerde çalışmaya devam ettikçe, ne yazık ki bir noktada bununla karşılaşacağınızı biliyorsunuz.”

  Balkanlar'da Göçmenlere Yönelik Şiddet Vakalarında Artış

Kaynak: SınırTanımayanDoktorlar.org

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir